Dremel Geliyor

Başlangıç için bir alet seti ararken, e-hırdavat.com dükkanına gelmiş özel bir Dremel paketi gördüm.  Bir el motoru Dremel 4000. Ucuna takılan özel aksesuarlarıyla kesmeden tutun da zımparalamaya kadar pek çok iş yapabileceğiniz  bir alet.

Çantasına da vurulup siparişimi verdim. Elbette geldiğinde ayrıntıları yazacağım.

Image

Image

Bir Acemiye Mektup

Yurtdışındaki pek meşhur bir ahşap dergisinin sitesinde yeni başlayanlar için hazırlanmış bir takım yazılar var. Bunlardan birinde, Stephany Wilkes, kendi acemiliğine bir mektupla tavsiyelerde bulunuyor.

Özetle,

Sevgili acemi

  1. Büyüklerine danış. Onlardan, kitaplardan öğrenemeyeceğin çok faydalı bilgiler alabilirsin.
  2. Marangozhanelerden artık tahta parçalarını iste. Çok uygun fiyatlara, çok sayıda ve çeşitte, üzerinde türlü deneyler yapabileceğin ahşap parçalarını bu şekilde elde edebilirsin.
  3. İyi eğitimlere katılmak için para harcamaktan çekinme.
  4. Elektrikli alet aşıkları ne derse desin, el aletleri sanılandan daha hızlı, sessiz ve kolay kullanılabilirdir. İyi el aletlerin olsun.
  5. Alet satın alırken, ucuza kaçma.
  6. Aletlerini temizlemeyi ve bilemeyi öğrenmek, ahşabı işlemeyi öğrenmek kadar önemlidir.
  7. Her yeni işte olduğu gibi burada da o kendine has dili öğreneceksin, merak etme.
  8. Yapabiliyorken, yaşayan efsane ustaları ziyaret ve onlarla tanış.

Titreşimli Zımpara

Black and Decker

Dekupaj Testere

Elimdeki dekupaj testere Black and Decker KS800E-KATR. 520 W gücü var. Kademeli devir ayarı ile dakikada 3000 devire kadar çıkabiliyor. Derecesini ayarlayarak yatırmak ve açılı kesim yapmak da mümkün.

Paletleri parçalarken gayet kolay iş görebildim bununla. Elimde ince ve daha düzgün kesimler için testere ucu olmadığından, böyle bir durumda nasıl bir performans gösterir bilemiyorum.

Düzgün kesim için kılavuz adaptörü ya da ona benzer bir aksesuarı olsa çok işimi görürdü.

20121225-210056.jpg

İlk Adımlar

Ahşapla ilişkisi sadece denk geldikçe yapana bakmaktan ibaret olan biri ahşap ile uğraşmaya nasıl başlar?

Ben kendi hikayemi anlayatım.

Kararlı bir şekilde bu işin üzerine gitme fikrine aslında çocuklarım vesile oldu. Bir dergiden çıkmış, hafif kalınca bir kağıttan yapılmış bir zarla oynanan bir oyun ile boğuşuyorduk. 3 yaşındaki bir çocuğun elinde kağıt zar ne kadar dayanabilirse, bizim ki de o kadar dayandı.

Heyecanlandıkça üstüne basıyorlar, avuçlarının içinde sıkıyorlar, ve saire. Aklıma geliverdi, bir ağaçtan zar yapsam, üzerini de lehim ile yakarak sayıları işlesem, yıllarca dayanacak zarlarımız olurdu. Her istediğimiz oyunda da kullanabilirdik.

Peki elimde ne vardı? Ev işlerine meraklı olduğumdan epeyce bir el aletim, elektrikli cihazım vardı ama tahta ile uğraşmak için ne vardı?

  • Sırık testeresi: Bahçedeki ağaçları budamak için almıştık zamanında.
  • Kıl testere: Adını kıl testere olarak bildiğim ve başka bir yazıda anlatacağım ilk odun kesme işinde kullanarak vakit kaybettiren küçük nesne.
  • Dekupaj testeresi: Evin tadilatı sırasında işime yarayacağını zannederek aldığım ama pek kullanma fırsatım bulamadım bir Black and Decker.
  • Titreşimli zımpara: Ailevi hatırası olan (nedense) Black and Decker markasının bir modeli.

Her zaman yaptığım gibi bir sürü dökümana gömülüp yolumu kaybetmemeye yeminliydim bu sefer. Ağız sulandıran, insana “elimde olsa dünyayı fethederdim” hissi veren binlerce alet edevatın cazibesine kapılmadan, hemen bulduğum ilk tahta parçasıyla, elimde ne varsa o aletle başlayarak yola koyulmaya karar verdim.

Ve ilk maceram böyle başladı.

Orucu bırakın, bebek yapın. Bir nefs mücadelesi

Nefsi terbiye etmek için, varsa yani böyle bir derdiniz, imkanlar elveriyorsa çocuk doğurunuz. Şimdi patlamazsam bir daha patlamam dediğiniz anda dümdüz deniz gibi sakin olmanız gerekecek, herşeyi her zaman en salim kafayla düşünüp en doğru yolu bulmanız gerekecek ve bunları yapmazsanız işler asla yoluna girmeyecek.

En acele etmeniz gerektiği vakitte aheste aheste merdiven inen kızınızı bekleyeceksiniz, en uykusuz halinizle kalkıp şımarıklıktan kucak isteyen oğlunuzu pışpışlayacaksınız. Açlıktan midenizde kramplar oynaşırken evde kalan son etli yemeği, verdiğiniz anda ağzından çıkaracağını bildiğiniz velede belki yer umuduyla ısıtacaksınız. Herkesin size baktığından emin olduğunuzda utançtan yerin dibine geçerken, kendini yerden yere atan çocuğa şöyle okkalı bir Osmanlı tokadı oturtmak yerine, işe yaramayacağını bile bile yaptığının yanlış olduğunu nafile anlatmaya çalışacaksınız.

Onaltı saatlik açlık da neymiş. Siz seferi sayılırsınız. İftar niyetine sabah sizi yumusacık eliyle okşayarak uyandıracak.

Referandum’u boykot ediyorum

Kafadan açık edeyim, referandumu boykot ediyorum. Böylece benim ağzımdan çıkacak sözü bekleyen binlerce insanın merakını dindirmiş olayım.

Çok sayıda boykot nedenlerinden aklıma hemen gelenler şöyle:

* Çok sayıda maddenin bir kısmına evet, bir kısmına hayır deme şansım yok.

* 12 Eylül’ü yargılamak için bu demokrasicilik oyunu biraz fazla tiyatro gibi geliyor. Ayrıca referandumun yapılacağı 12 Eylül 2010 tarihi, hukuki zamanaşımı süresi olan 30 yılın dolduğu gün. Darbeye zamanaşımı işlemiyor mu?

* Bu ülkenin gerçek bir demokrasiye ihtiyacı var, her ne kadar demokrasinin en kralı bile bir burjuva siyaseti olsa da. Referandumla oylanacak maddeler demokrasinin gelişini müjdelemediği gibi en can alıcı meselelere de dokunmuyor.

* Olmakta olan şey, küresel kapitalizmin yeni bir aşamasında küresel siyasetin de yeniden yapılanmasıdır. Türkiye de şuncacık canıyla buna direnebilecek güce sahip değildir. Hal böyleyken bu anayasa değişikliğini halkın istediği, AKP’nin lütfettiği, ülkeyi ileri götürecek bir yasal düzenleme olduğu yalanını yemiyorum. Bazı hükümet yetkililerinin de ağzından kaçırdıkları gibi küresel sisteme entegre olabilmesi için Türkiye’nin gitmek zorunda olduğu yol normalleşmiş ve istikrarlı bir demokratik siyasettir. O demokrasinin ekonomi-politiği de işçi haklarının kısıtlanması, artan çalışma saatleri, iş güvencesinin kaybolması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması gibi yeni sermaye birikimi yöntemlerinin geliştirilmesini içermekte.

* Bir de Kürtler vardı, ne oldu onlara?

Boykot’u anti-demokratik bir tavır olarak nitelemek, siyaset alanının sadece kendi tanımladığı gibi işlemesini isteyen totaliter zihniyete işaret eder. Evet diyeni şeriatçı, gerici, liboş ya da bilmem ne ilan eden zihniyet de, Hayır diyeni darbeci, Ergenekoncu ilan eden zihniyet de aynıdır. Boykot bir siyasi tavırdır. Bu orta oyununun içinde yer almamayı tercih etmek de öyle. Nasıl seçim barajını protesto etmek için genel seçimleri boykot etmek meşru ise, referandumu boykot etmek de öyledir.

Boykotu, suya sabuna dokunmayan ve siyasetten uzak bir tavır olarak nitelendirmek yanlıştır. Zaten bu konuda ne kadar kafa karışıklığı olduğu, boykot edenlerin Hayırcılar tarafından Evetçilere, Evetçiler tarafından da Hayırcılara hizmete etmekle suçlanmasından belli oluyor.

Boykot yaygınlaştırılabilse ve seçmenlerin önemli bir kesimi referandumu boykot etse, örneğin yüzde 60 katılımlı bir referandumda yüzde 60 evet oyunun meşruiyeti (yüzde 36 eder) bile sorgulanır hale gelir. O zaman boykotun ne tür bir siyasi tavır olduğunu bir kez daha konuşuruz.

iPhone 3G’de iOS 4: Bir ortaçağ işkencesi

Apple giderek her sene çıkardığı yeni ve daha iyi iPhone’larla canımıza okumakta.

Geçen sene, tam üç sene mırın kırın ettikten sonra bir iPhone edindim ve bundan sonra başka bir aletin beni keseceğini sanmıyorum. Anteni hakkındaki bütün skandallara rağmen, Türkiye’ye gelir gelmez iPhone 4’ü de alacağım.

The Tech Journal sitesinden

Ne var ki şimdilik iPhone 4’ün işletim sistemi olan iOS 4’ü iPhone 3G’ye yüklemek zorunda kaldım. Evet, yüklemeseydim çatlardım. Gelin görün ki alet bir morona dönüştü. Klavyenin açılışı yavaşladı, harfler takılmaya başladı, Safari kağnıya döndü, donmalar, kilitlenmeler, kendi kendine kapanmalar, vs. vs. Apple’in yeni modeli satın aldırmak için düzenlediği bir komploya kurban gittiğimi hisseder hale geldim.

Nefret ettiğim fakat sıkça yapmak zorunda kaldığım PC formatı işlemini iPhone’a da uygulayarak herşeyin yedeğini aldım, arada bazı önemli şeyleri yedeklemeyi unuttuğum için kaybettim, yolunu yordamını öğrenmek zorunda kaldım. Bir bilgisayar dükkanı açmaya yetecek kadar edindiğim bilgime bilgi ekleyerek aleti sıfırladım ve tekrar kurdum. Biraz kendine gelir gibi oldu. Ama hala karımın iOS 3 ile çatır çatır işleyen 3G’sinden yavaş bir iPhone’um var. Ama folderlarım ve bütünleşik posta kutum var. Artık iPhone güncellemelerine karşı temkinli yaklaşacağım. Ama yeni iPhone modeline karşı? Asla 🙂

Yukarıdaki resmi aldığım sitede Steve Jobs Bey’in iPhone 3G’deki hız sorununu çözecek yeni bir güncelleme üzerinde çalışıldığını bildirdiği söyleniyor. Bunun nasıl bir marka imajı ve pazarlama stratejisi olduğunu anlayabilmiş değilim açıkçası.