Aylık arşivler: Temmuz 2013

Hangi keresteyi kullanmak gerekir?

Atölyenin teras pergolası ustamın el çabukluğuyla bitti nihayet. Manzarası akla zarar bu terasta işe girişmek için herşey hazır neredeyse.

Şimdi palet tahtalarından bir üst seviyeye geçmek gerekiyor. Yani bir yerlerden masa, kutu, kitaplık vs. yapabileceğim tahtalar bulmak lazım.

Bu arada sanki marangozluğu ben icat edecekmişim de sıfır bilgiyle işe başlıyormuşum gibi bir durum var. Azıcık ağzı laf yapabilen birisi olsam ayaküstü bu işe bulaşmış herkesden üç beş bir şeyler öğrenirdim, ama henüz o kadar büyümediğim için kendi başıma halletmem gerekiyor kendi işimi. İnternet olmayaydı, bir halt edemezdim netekim.

Aranırken, kerestelerin çeşitlerini tanıtan bir site buldum, onu paylaşayım. Seger Orman Ürünleri: http://www.segerorman.com.tr/urunler/kereste. İngilizce sitelerden kaynak arayanlar için de ağaç isimleri sözlüğüm hizmete açıktır (henüz 10 ağaç var ama olsun :))

Bizim buralarda kereste nereden alınır, fiyatları nedir, onu bulmak üzere birazdan çıkıyorum.

Bir Kutu(msu)

Eldeki palet tahtalarından daha ne kadar iş çıkarabilir diye düşünürken, aklıma epeyce orjinal bir fikir geldi: Bir kutu!

Önce çocukların boya kalemlerini koyabileceği bir şey olur diye düşünmüştüm ama ben daha tutamak deliklerini açmadan eşim çoktan örgü ve hobi eşyaları ile birlikte kutuya yerleşmişti bile.

Elimde 6’lık ve 10’luk kavelalar var, 10’lukları uygun gördüm, zaten kalınca tahtalardı kullandıklarım. Ama düzgün delemediğimden olacak 10’luk matkap ucu ile delik açtığımda kavelalar deliğin içinde dansedebiliyorlardı. Sonra diğer yüz için 8’lik delikler açtım, ucu biraz oynata oynata deliği büyüttüm ve kavelayı haşin tokmak darbeleri ile yerine soktum. Taş gibi oldu. Her bir tahtayı çocuklara akrilik boyaları ile boyattım. Renkli menkli bir şey çıktı ortaya.

Bitirdiniz beni lodos ve poyraz

Allah insanı rüzgarla terbiye etmesin.

Kış vakti bu kadar rüzgara maruz kalmadım. İnsanın kafasını sokacak bir atölyesi olmayınca lodosa poyraza mahkum oluyor. Koca bahar herhangi bir pazar günü sakin bir hava yakalayamadım. Sadece bankımızı bitirebildik.

Bizim Hanım çatı katındaki kütüphaneleri alt katlara alınca bana atölye mekanı çıktı. Aslında hala zaman zaman bahçede boş bir 4×5 metrelik bir alan ararken bulabilirsiniz beni. Ama yok ve ben artık göçebe marangozluk yapamayacağıma kanaat getirdim.

Çatı katı benim entelektüel vaham olacaktı, ilk plana göre ama heyhat! Simdi plan çatı katındaki terası önce pergole ile sonra kayar pencerelerle kapatmak. Pis işler terasta, diğerleri canım kitaplarımın arasında içeride yapılacak.

Teras 3.60×2.00 metre. 2,500 liraya, bahçedeki verandamızın pergolesini de yapan usta ile anlaştık. On güne bitirecek. Ben de sevgili “çalışma arkadaşım” Black and Decker tezgahımı, ufak tefek edevatımı ve zımparalarımı alıp çatıya çıkacağım.

İlk iş olarak teras için taş gibi bir çalışma masası yapacagım. Üzerinde el rendemi kullanabileceğim, istediğim gibi abanabileceğim ama milim oynamayacak bir masa.
Karım benim daha fazla ortadan kaybolacağımdan endişeli, ben de yazın çatıyı kavuran sıcaktan ve kışın donduran soğuktan endişeliyim.